Mayıs 30

Yetişkin okuyucu için alanında uzman dergi: C&G Comics and Gaming Monthly


Bir dergi kendini aşağıdaki gibi tanımlıyorsa olay bitmiştir:

“C&G Monthly is a magazine for Canadians who like games and comics but can’t stand reading magazines geared towards kids. C&G Monthly has an older audience in mind, and strives to bring you the latest and greatest in coverage with interviews and reviews.”

Evet, oyun ve çizgi roman gibi bir tarafıyla popüler ve geniş kitleye yayıldıkça yüzeyselleşen, diğer tarafıyla da underground ve derine indikçe “az” kişiye hitap eden iki konu Kanada’da çıkan bu dergide birleşiyor. Hem de ortaya tekrarlanması zor olan, nadir bir uyum çıkıyor. Derginin son sayısını Zinio üzerinden satın alıp tamamına yakınını okudum. Bu arada yıllık üyeliğin 8 sterlin olduğunu hatırlatayım. Uzun zamandır bir dergiyi baştan sona okuduğumu hatırlamıyorum. İçinde Black Ops’a methiye düzmeyen, Diablo ile kendinden geçmeyen, Marvel dünyasını sadece sinemadan ibaret sanmayan bana kalırsa birçok açıdan akademik denilebilecek düzeyde makalelerden oluşan dergi, üslubu ve sunumuyla müthiş bir haz veriyor. Zaten kapakların ne derece sektörün dışında bir duruş sergilediğini görüyorsunuz. Son sayı oyun ve çizgi roman konusunu öykü anlatma teknikleri açısından irdeliyor. Özellikle Stan Lee önderliğinde 1950’lerden günümüze çizgi romanların nasıl gelişip, bir yerde tıkanma noktasına geldiği ve ne türlü çözümlere başvurdukları detaylı şekilde anlatılıyor. Benzer konu oyunlar açısından da irdelenmiş. Mass Effect’ten Uncharted’a büyük oyunlarda yer alan yapımcılarla söyleşiler ve bu doğrultuda çıkan oyunların incelenişi oyuncuların atlamaması gereken içeriğin önemli bir parçası. 

Günümüzde dergi konsepti içi boşaltılan bir kıvama doğru giderken “bakılıp geçilsin, aman sıkmasın, aman düşündürmesin, mutlaka eğlenceli olsun” mantığı işliyor. Dergiler internet karşısında satış kaybederken tarz ve içeriğini internete çevirmeye çalışıyor. Özellikle oyun konusunda gidişat bu yönde. Gametrailers, gamespot gibi büyük sitelerin Ghost Recon Future Soldier ve Max Payne 3 incelemelerine baktığınızda dediğimi daha da iyi anlayacaksınız. İki oyunda da sürekli bir şeyler deniyor ama ortada bir şey yok. İlk olma ve Google’da ilk çıkma kaygısıyla içerik pişmeden sunulduğundan bu sıkıntılar doğuyor.

E&G dergisi ise retro bir kahraman gibi aylık, sezonluk ve iki aylık sayılar yapıyor. Okuduktan sonra aklınızda mutlaka bir şeyler kalıyor ve yeni bir konuyu araştırmaya başlıyorsunuz. Son sayıdan (Spring 2012) benim öğrendiklerim:

  •  The Avengers’ın büyük bir etki yapmasına karşın bir süredir dinlendirilen X-men’in dahil olduğu çok büyük bir kapışma bizi bekliyor.
  • 12 sayılık bu özel seride Wolverine’inin iki taraf arasında kalmasına şahit olacağız.
  • Asura’s Wrath ve  Dear Esther’i sunum tekniği açısından mutlaka oynamam gerekiyor.
  • Mass Effect 3’te Save’ler konusunda ciddi bir kıllık var. Bu detayı atlamadıkları için tebrikler…
  • Kanadalılar ilginç insanlar. Bkz. South Park ve Neil Young
Daha fazla bilgi için: http://cgmagazine.ca/
Mayıs 29

iOS ve Android uyumlu yeni bir uygulama Iron Man’in interaktif çizgi romanı şeklinde karşımıza geliyor. Tam ismi The Avengers-Iron Man Mark VII olan programda Tony Stark’ın yeni kostümünü tasarlama süreci konu alınıyor ve ardından da The Avengers filminde gördüğümüz sürprize hazırlanmış oluyoruz. Özellikle filmdeki kostüm olaylarını sevenler için hikaye daha da cazip gelecektir. 

Oyunlu Kitap

Programın interaktif kısmı ise bir hayli ilginç. Öncelikle gayet güzel bir müzik ortalama 10 dakika süren okuma deneyiminiz boyunca size eşlik ediyor. Menüde narrator on dediğinizde tüm okuma balonlarını seslendirilmiş şekilde izleyebilirsiniz. Ari Ross seslendirme sanatçısının ağzından Tony Stark’ı dinlediğinizde neredeyse Robert Downey JR’ı dinlediğiniz hissine kapılıyorsunuz. Gerçi Robert Abimiz seslendirmeyi yapsa muhtemelen programı ücretsiz indiremezdik. Hikayenin akışı boyunca da ekrandaki birçok şeye dokunmanız hoş olmuş.

Iron Man’in kostümünü özel çantasına sığdırma, lazerle ateş etme, verilen hediye kutusunu açma gibi onlarca detay her sayfanın içinde bulunuyor. Bazı detaylar da gizlenmiş durumda. Onları bulup kitabın sonunda kullanabileceğiniz özel bir içerik de mevcut. Bu tarz özelliklerle oyunu andıran uygulama gelecekte geliştiği takdirde çok daha ses getirecektir. Şimdilik film promosyonu ve belki de İngilizce özel derslerde kullanılmanın ötesine geçemese de yakın gelecekte tablet ve telefon için geliştirilen oyunlu interaktif çizgi romanları görebiliriz. Özellikle Jack The Ripper böyle bir formata iyi giderdi…

Sözlerin yeterli olmaması durumuna karşın inceleme videosu:

http://www.youtube.com/watch?v=XHHqNQhAqM0

Mayıs 28

Blade Runner’daki Gizli Dergiler

Philip K. Dick’in “Android’ler Elektrikli Koyun Düşler mi?” isimli öyküsünden Ridley Scott’un ellerinde gelmiş geçmiş en iyi bilim kurgu filmlerinden birine dönüşen Blade Runner hakkında ilginç bir iddia ortalıkta geziyor. Filmde yer alan bir sahnedeki gazete standında fütüristik olması bakımından kurgulanmış hayali dergi detayları ilginç bir şekilde Kevin isimli gizemli bir Blade Runner hayranı tarafından keşfedilmiş. Fotoğraflarda hem filmdeki sahneyi hem de Kevin’in orijinaline sadık kalarak geliştirdiği kapakları görüyorsunuz. Kevin gizemini korusa da onun bu fotoğrafları Amazon Kindle elektronik kitap okuyucusunun ekran koruyucu olarak değiştirmek istediği biliniyor. 1980’lerden bir sahne, 30 sene sonra bir kitap okuma cihazına kapak oluyor. Philip K. Dick bunu duysa şaşırır mıydı? Yazıya dramatik etki katmak için “PKD bunu okusa acaba ne düşünürdü?” gibi saçma bir final eklenebilir. Ancak PKD zaten bundan çok daha fazlasını gördüğü için ne diyeceğini kimse kestiremez. 

Dramatik efektleri bir kenara bırakıp Sunay Akın moduna devam ettiğimizde haberin yer aldığı theatlantic.com sitesindeki Flip-flop kavramına rastlıyoruz. Yazar Robin Sloan, saçma terliklerden tanıdığımız bu kelimeye farklı bir anlam yüklüyor. Ona göre romandaki bir şeyin dijital platforma transferi ya da tam tersi duruma Flip-flop deniyor. Bir kitaptan, filme, oradan da meraklı bir göze takılan detaylar gerçek bir eserin her dönem için keşfe açık kaynaklar olduğunu gösteriyor. 

Daha detaylı haber için:

http://www.theatlantic.com/technology/archive/2012/05/the-fake-magazines-used-in-blade-runner-are-still-futuristic-awesome/257718/

Mayıs 27

Sony cephesinden (savaş terimleriyle giriş yapınca genç dimağlarda bir heyecan oluyor) ilginç bir patent alındığı haberi dikkatleri üzerine çekmiş durumda. Tüm dünya (özellikle Türkiye) Eurovision konusunda yorumlar yaparken Sony her hareketimizi ve duygumuzu kaydedecek bir teknolojinin patentini almış durumda.

Nedir bu SkEYEnet, ne yapar? http://playstationlifestyle.net/2012/05/25/sony-patents-ps-skeyenet-to-watch-your-every-move-emotion/ adresinde daha detaylı yazacağı üzere bu alet Kinect benzeri bir kamera ile veri transferi sağlayan bir konsol girişimi. Cihaz, yüz hatlarınızın, detaylı vücut ısınızın (eller, avuçlar, belki de malum uzuvlar!), terinizin, saç tellerinizin ve hatta sosyal medya ağlarının bile takibini yaparak “ruh halinizi” analiz edecek. Tamam ama bu veri ne işe yarayacak?

İşte konunun tartışmaya açık tarafı da bu. Bu denli geniş ve detaylı veri tabanıyla (birleşik yazılıyordur belki ama canım şu an ayrı yazmak çekti, yoksa data’nın tekili datum’dur, onu bilirim mesela…) oyuncuya özel üst seviyede kişiselleştirilmiş oyunlar üretilebilir ya da markaların kucağına iyice düşebiliriz. “Hey, Armani, 26 yaşında zengin bir çocuk var, beyaz görünce yüzü gülüyor, neden buna 799 dolara bir gömlek satmıyorsun?” tarzı bir pazarlamanın içine girilebilir. “Bak bu tişört çok güzel, hemi de Terminator yapay zekasına ait Skynet’e gibin ahanda 9.99 dolar”:

Popüler Kültür Gözleri

Göz muhabbetleri ilginç konular. Türkçe’de en çok türetilen deyim ve mecazi fiilin kökünde “göz” olduğu söylenmişti bana 1999 yılında dershaneye giderken. Göze gelmek, göze batmak, göz çıkarmak… Henüz bir değişiklik olmadıysa o günden beri Eurovision’da gözümü kamaştıran bir şey olduğunu söyleyemeyeceğim. Tüm bunlardan sonra hayat biraz daha gözden düşmüşse Philip K. Dick’ten Gökteki Göz (Eye in the Sky) kitabını kurcalamakta fayda var. Alan Parsons Project’ten Eye in the Sky gibi bir şarkı duyana kadar da Eurovision’ izlemem de dinlemem de. Evet, Sony! Hazırım senin gözüne girmeye!

 http://www.youtube.com/watch?v=COTR5NiHkCc&feature=related

Mayıs 26

Av başladı! 

modernate:

It’s Space Invader hunting season! Ryan Snieder found a couple LIFE photos from Google and Photoshopped them to create these funny 8-bit scenes. Looks like this guy knows what he’s having for dinner tonight…

Kaynak: LIFE

Alaska’da Ian Brooks tarafından çekilen fotoğraflarda sokak sanatı ve Pac-Man’i görüyoruz. Harika…

it8bit:

Urban Gaming Art

Photos by Ian Brooks

Urban exploration in an abandoned building in Whittier, Alaska.

Kaynak: it8bit

Mayıs 25
Alien Breed 3D 2: The Killing Ground
“An epic single and multiplayer addition to the Alien Breed brand, Killing Grounds arrived near the end of the Amiga era”
Türkçesi: Buruk bir gol sevinci
“Amiga çağının sonlarına yetişen Killing Grounds, Alien Breed serisine single ve multiplayer açısından destansı bir katkı yapıyor”

Alien Breed 3D 2: The Killing Ground

“An epic single and multiplayer addition to the Alien Breed brand, Killing Grounds arrived near the end of the Amiga era”

Türkçesi: Buruk bir gol sevinci

“Amiga çağının sonlarına yetişen Killing Grounds, Alien Breed serisine single ve multiplayer açısından destansı bir katkı yapıyor”

Evinize koşun… Atari ile coşunnnn

Rakiplerinize ve kompütere meydan okuyun!

Muhteşem sloganlı bu reklam gerçekten tüyler ürpertici, bilhassa sondaki mesaj vurucu:

“Atari şimdi sokaklar bomboş!”


Bir ordu deneyi gibi lanse edilen Atari reklamı sanırım 2012 model Müslüm Gürsesli Çaykur reklamından daha yaratıcıdır.

Not: FHM müzik yazarı Berk Güner’e video paylaşımı için teşekkürler.

Mayıs 24

İşte dergicilik! Fontlar, renkler, tasarım her şey Retro diye bağırıyor. Bu arada nostalji denince akla olumsuz şeyler gelirken, retro deyince karizma puanı artıyor. İnsanın “Connotation” üzerine makale okuyası geliyor… Hey gidi semantik hey…

it8bit:

Nintendo Power Covers

Photos by Randy Hidalgo

Kaynak: it8bit

Mayıs 23

Nintendo’nun geniş kitlelerle buluşmak ve “oyun sadece oyun değil, biz eğlence dünyasında da varız” etiketinin altını doldurmak amacıyla geliştirdiği projelerden biri de Louvre Müzesi ile gerçekleşti. Artık müzeye gelenler alışageldiğimiz sesli rehber cihazlar yerine Nintendo 3DS’i kullanabilecekler. 

Nerede Augmented Reality?

Nintendo’nun ortaya attığı ama bir türlü tam olarak devamını getirmediği Augmented Reality özelliğinin müzede kullanılabileceğini düşünmüştüm. Ancak bu heyecan verici özellik üvey evlat muamelesi görmeye devam ediyor. 3DS’i rehber olarak kullanmak daha çok etkileşimli bir cihaz kullanmaya benziyor. Farklı dil seçenekleri, bulunduğunuz esere ait ekstra 3D görseller ve hiçbir şeyi atlamamamız için geliştirilmiş bir harita bulunuyor.

Nintendo’nun ikon isimlerinden Miyamoto’nun olaya yaklaşımı da kendi tarzına uygun. “Normalde oyunları sonuna kadar test edip hazır olduğunda piyasaya süreriz, burada ise tam tersi söz konusu. Eksiklerimizi zamanla göreceğiz.”

Louvre müzesi yetkililerinden Harve Barbaret ise konuya, “cautiously optimistic” yaklaşıyor. “Bazıları oyun konsolunun müze konseptiyle örtüşmeyeceğini düşünebilir. Kimileri de kullanma sıkıntısı yaşayabilir. Fakat bu riskleri göğüslemek istiyoruz. Neticede müzemiz tarih boyunca bu tarz değişimleri takip etmek ve öncü olmak gibi bir vizyona sahip olmuştur.”

Evet, bir oyun cihazının oyunun dışında bir iş daha yapmasının değişik bir örneğiyle karşı karşıyayız. Görünen o ki büyüyen sektörde “tek başına oyun” diyerek hitap edilen hardcore oyuncuların sayısı sektörü besleyecek gibi gözükmüyor. Umarım bu esnada Augmented Reality işi kaynamaz. 

*Miyamoto Uzakdoğuya özgü şaşkın/hayran ifadesiyle müzede test aşamasında…

Neil Gaiman’dan Sanat bölümü mezunlarına “akademik” öğütler…

Çok özel bir adam Neil Gaiman. Sonra anlatırım… Geçtiğimiz günlerde bir üniversitede yaptığı konuşma sanatın herhangi bir dalında üretim yapan herkesi kapsayıcı bir içerikle geliyor. Sanatı evrensel yapan da aslında ortak kaygılar. Gaiman’ın sözlerinde aç kalmamak, para için bir şeyler yapmak, ideallerden uzaklaşmak ve onlara zamanla ulaşıp zirveye çıkmak aşama aşama anlatılıyor. Hangi konumda olursanız olun Gaiman’ın öğüdü: Make Good Art

Bir de hatırlatması var. Oyunun kuralları değişiyor. Aklında fikirler uçuşan onları bir şeylere dönüştürmek isteyen herkese cesaret vermesi dileğiyle…

Mayıs 22

“Made in Turkey” Yarış Simülatörü Simtech

Türkiye’nin en genç ralli şampiyonu unvanlı hızlı pilot Yağız Avcı’nın içinde bulunduğu Sitron Bilişim tarafından 2 yıllık bir AR-GE sonucunda üretilen Simtech’i test etme imkanı buldum. Öncelikle Yağız Avcı gibi gerçek hayatta konuya hakim birinin simülatörde yer alması hoşuma giden bir detay. Gerçeğe uygun sloganıyla üretilen herhangi bir şeyde, film, roman vs. bu tarz bilirkişilere yer verilmesi projeyi farklı boyutlara getiriyor. Oyun dünyasında Tom Clancy bunun en iyi örneklerinden biri. Askeri oyunlarda Tom Clancy imzası görmek, onun danışman olarak projede yer alması oyuna çok şey katıyor.

STP3000 ve STP3100 isminde iki modelle gelen Simtech’te göründüğünüzden çok daha fazla hareket halindesiniz. Özellikle aracın sağa ve sola kayış hissi oldukça iyi veriliyor. Piston olduğunu tahmin ettiğim arkadaki kolların koltuğu sarsması da ayrı bir detay. Daha önce FHM adına Co-Pilot’u olduğum Yağız’ın özellikle altını çizdiği konu ise simülatörün gereksiz tepkiler içermediği. Özellikle direksiyonlarda ForceFeedBack ayarlarıyla hiç de gerçekçi olmayan aşırı tepkiler Simtech’te mevcut değil. Onun yerine daha gerçekçi bir sürüş deneyimi yaşıyorsunuz. Simtech’in denediğim birçok simülatörden daha heyecan verici olduğunu söyleyebilirim. Sadece televizyonlar ve standıyla birlikte 40000 $ civarı bir fiyatının olması üzücü. Bu arada  sistemi test edenlerden milletvekili Hakan Şükür, meclisin oyun konularına daha ağırlık vereceğini söyledi, ama tabii o an mı aklına geldi, yoksa uzun vadeli bir yatırımın ilk duyumunu mu aldık bunu zaman gösterecek. O gün ayrıca devlet bakanı kıvamında gördüğümüz Mevlüt Dinç de onu ikna çabaları içindeydi.

Sonuçta Türk üretimi bir simülatör olarak Simtech umarım daha güzel projelerin önünü açar. Simülatör ile ilgili daha detaylı bilgileri www.simtech.com.tr adresinden alabilirsiniz.


Mayıs 21

Facebook’ta Ghost Recon mu oynanır?

Loot Drop isimli firma tarafından Facebook için geliştirilen Ghost Recon Commander betasını test ettim. Facebook’tan oyun oynamaya karşı olan biri olarak yeni GRAW’a ön yargılı yaklaştım. Bir editör, yazar ve kendini arayan birey olarak bu alışkanlığımdan vazgeçmeliydim. Ama görünen o ki sağ tıklama olmadan (flash olduğu için zoom seçeneği çıkıyor) strateji oynamak keyif vermedi. Tek sevincim oyunun başına Tom Clancy ibareleri koymamış olmamaları. Belki güzel olması muhtemel oyunu yeterince gaza gelirsem bir daha oynayabilirim.

Mayıs 18

1831 yılında Victor Hugo tarafından yazılan Notre-Dame Kamburu’nun farklı bir platform olan bilgisayar oyununa uyarlaması 1983 yılında Ocean firmasından çıkan Hunchback ile gerçekleşmişti.  Quasimodo isimli bir kamburun Esmerelda isimli prensese  tutulmasını ve onu kapatıldığı şatodan kurtarmasını canlandırıyoruz. Bildiğimiz prensesi kurtarma hikayesi. Ama Victor Hugo’nun beynimize kazıdığı ve toplum tarafından itilmiş, fiziksel olarak kusurlu bir adamı kahramana dönüştürmek de oyunun yaratıcısı J. Steele için alkışlanacak bir hamle.

 

Prensesin tutsak edildiği kaleye varan yol oldukça çetrefilli. Her adımda biraz daha zorlu bir etap bizi bekliyor ve oyunun mükemmelliği de burada kendini gösteriyor. Her bölüm aslında zamanlamanın öne çıktığı platform tarzında ilerliyor. Yerden yuvarlanan taşların üzerinden zıplıyor, halatları yakalayıp karşıya geçiyor, çukurların üzerinden atlarken arkamızdan gelen oktan kaçıyor ve daha bir dolu şey yapıyoruz. Yalnız tüm bunları yaparken oyun bağımlılık haline geliyor. Çünkü kontrol sistemi harika bir şekilde işliyor. Sabırlı olmak, gözlem yapmak ve reflekslerinizi konuşturmalısınız. Hatta oyun o kadar başarılı ki bugün iOS veya Android için çıksa (RetroHunch güzel isim olabilir) 99 sentten en az 10000 kişi tarafından satın alınır. Bu da parayı kırmaya çalışan girişimci arkadaşlara bir öğüt olsun. Bahsi geçmişken eski bir oyunu muhtemelen hiç görmemiş birine anlatmak çok zor işmiş. Önce oyuna kızıyor, sonra kendinize kızıp bölümü geçtiğinizde ise, işte ben buyum! diye böbürlenme yaşıyorsunuz. Ta ki prensesi kurtarana kadar. Gerçi çok fazla kasmadım ama Winvice emülatörüyle iki gün süren prensesi kurtarma çabalarım sonuç vermedi.

Not: Oyunun kapağındaki güzelliğe bir kez daha bakın. Joystick Operated ibaresi de sizi sizden alabilir.

Mayıs 17
Bazı şeyler göz önündedir, hatta o kadar içindedir ki gözün göremeyiz. Commodore 64 üzerine de en başarılı sitelerden biri www.c64.com/ Bu siteden neredeyse tüm oyunları indirebiliyorsunuz. Anıları canlandırmak ve yeni maceralara atılmak için bire bir… 

Bazı şeyler göz önündedir, hatta o kadar içindedir ki gözün göremeyiz. Commodore 64 üzerine de en başarılı sitelerden biri www.c64.com/ Bu siteden neredeyse tüm oyunları indirebiliyorsunuz. Anıları canlandırmak ve yeni maceralara atılmak için bire bir… 

Stuff I Like

Submit

Sordukça Sor