Mayıs 14
Elveda Büyük Kaptan!
1993 yılında başladığım Daçka’daki yatılı okul maceramda televizyon çok nadir bir konuydu. Televizyon sadece lise lokalinde bulunuyordu ve o lokal de bir ortaokullunun girmesi için ekstra güvenlik önlemleriyle arttırılmış ayrıcalıklı bir bölgeydi. Günün ilerleyen saatlerinde içeri girmek için ise Frodo kadar inatçı olmak gerekiyordu. 
Duvarın diğer tarafına geçip televizyona ulaştığımda ise Alessandro Del Piero’yu izlemiştim. Futbola, spora ve sporcuya dair hemen hemen her şey değişmişti. 1995 yılında izlediğim o maçta başka kim vardı şu an hiçbir fikrim yok. Ama uzun saçlı o adam, tılsımlı gibiydi sahada.
13 Mayıs’ta bu kaptan Juventus Arena stadında son maçına çıktı. 37 yaşının sonlarına doğru bir golünü daha attı. İstatistikleri zaten her yerde var. 700 küsür maç, 300’e yakın gol vs vs… İstatistiklere sığmayan ise bambaşka şeyler var. Ortaokul bitti, lise bitti, üniversite bitti, askerlik bitti bende. Del Piero gollerini atarken, takımı ikinci lige düştüğünde gemisini terk etmeyip orada da gol kralı olurken… İlişkiler oldu… Eskiler evlendi, çocukları oldu. Del Piero da sakatlandı ama sahaya döndü her seferinde. 
Biraz kırgın ayrılıyor Juventus’tan. Bir sene daha oynayıp öyle bırakmak istiyordu. Bir yıl daha oynamak istiyor ama “19 senedir Juventus’tayım transfer işleri nasıl olur, hiçbir fikrim yok” diyor. Baggio, Zidane, Boksic, Ravanelli, Davids, Nedved, Buffon, Deschamps ve onu şu an yeni yapılanma adı altında takımda çok fazla istemeyen Conte gibi isimlerle oynadı. Katı savunma ağırlıklı İtalyan futbolunu yaratıcı bir hale getiren çok özel bir oyuncu Del Piero. Orta saha, kanat özelliklerini bünyesinde toplayan forvet, forvet arkası, sol kanat, orta saha oynayabilen, tüm takımı besleyen nesli tükenmekte olan bir hamurdan geliyor Del Piero. Tüm bunları İtalya gibi mafyanın ve medyanın tuhaf bir şekilde işin içinde olduğu bir ligde, bunca sene hep üst seviye oynayarak geçirmek, skandallardan uzak yaşamak kolay değil. 
O her hafta muhteşem futbol zekasını konuştururken, Amiga’da SWOS turnuvalarında da hep o vardı. 1995’ten beri oyandığım futbol oyunlarında genellikle ilk onun özelliklerine baktım. Bazen de bakmadım. Acaba bu sene düşük müdür diye korktum. Ama sahada olduğu sürece o hep iyiydi. Joystick, klavye, joypad, gamepad bendeyken onunla bambaşkaydım. İstatistiklerin üzerinde…
Tabii bunları gece yatakhaneden kaçarak izlediğim maçta bilemezdim. Ben sadece gerçek bir liderin, sahaya tüm benliğini verişini gördüm o gece. O tutku bana birkaç ömür yeter herhalde. 
Oyun onunla çok daha güzeldi. Onun Juve’yi bırakmasıyla tek bir teselli bulabiliyorum kendime. Yeni statları Arena’da açılış konuşmasında ona denildiği gibi:
“Sadece bugüne kadar yaptıkların için değil, bundan sonra yapacakların için sana teşekkürler.” 

Elveda Büyük Kaptan!

1993 yılında başladığım Daçka’daki yatılı okul maceramda televizyon çok nadir bir konuydu. Televizyon sadece lise lokalinde bulunuyordu ve o lokal de bir ortaokullunun girmesi için ekstra güvenlik önlemleriyle arttırılmış ayrıcalıklı bir bölgeydi. Günün ilerleyen saatlerinde içeri girmek için ise Frodo kadar inatçı olmak gerekiyordu. 

Duvarın diğer tarafına geçip televizyona ulaştığımda ise Alessandro Del Piero’yu izlemiştim. Futbola, spora ve sporcuya dair hemen hemen her şey değişmişti. 1995 yılında izlediğim o maçta başka kim vardı şu an hiçbir fikrim yok. Ama uzun saçlı o adam, tılsımlı gibiydi sahada.

13 Mayıs’ta bu kaptan Juventus Arena stadında son maçına çıktı. 37 yaşının sonlarına doğru bir golünü daha attı. İstatistikleri zaten her yerde var. 700 küsür maç, 300’e yakın gol vs vs… İstatistiklere sığmayan ise bambaşka şeyler var. Ortaokul bitti, lise bitti, üniversite bitti, askerlik bitti bende. Del Piero gollerini atarken, takımı ikinci lige düştüğünde gemisini terk etmeyip orada da gol kralı olurken… İlişkiler oldu… Eskiler evlendi, çocukları oldu. Del Piero da sakatlandı ama sahaya döndü her seferinde. 

Biraz kırgın ayrılıyor Juventus’tan. Bir sene daha oynayıp öyle bırakmak istiyordu. Bir yıl daha oynamak istiyor ama “19 senedir Juventus’tayım transfer işleri nasıl olur, hiçbir fikrim yok” diyor. Baggio, Zidane, Boksic, Ravanelli, Davids, Nedved, Buffon, Deschamps ve onu şu an yeni yapılanma adı altında takımda çok fazla istemeyen Conte gibi isimlerle oynadı. Katı savunma ağırlıklı İtalyan futbolunu yaratıcı bir hale getiren çok özel bir oyuncu Del Piero. Orta saha, kanat özelliklerini bünyesinde toplayan forvet, forvet arkası, sol kanat, orta saha oynayabilen, tüm takımı besleyen nesli tükenmekte olan bir hamurdan geliyor Del Piero. Tüm bunları İtalya gibi mafyanın ve medyanın tuhaf bir şekilde işin içinde olduğu bir ligde, bunca sene hep üst seviye oynayarak geçirmek, skandallardan uzak yaşamak kolay değil. 

O her hafta muhteşem futbol zekasını konuştururken, Amiga’da SWOS turnuvalarında da hep o vardı. 1995’ten beri oyandığım futbol oyunlarında genellikle ilk onun özelliklerine baktım. Bazen de bakmadım. Acaba bu sene düşük müdür diye korktum. Ama sahada olduğu sürece o hep iyiydi. Joystick, klavye, joypad, gamepad bendeyken onunla bambaşkaydım. İstatistiklerin üzerinde…

Tabii bunları gece yatakhaneden kaçarak izlediğim maçta bilemezdim. Ben sadece gerçek bir liderin, sahaya tüm benliğini verişini gördüm o gece. O tutku bana birkaç ömür yeter herhalde. 

Oyun onunla çok daha güzeldi. Onun Juve’yi bırakmasıyla tek bir teselli bulabiliyorum kendime. Yeni statları Arena’da açılış konuşmasında ona denildiği gibi:

“Sadece bugüne kadar yaptıkların için değil, bundan sonra yapacakların için sana teşekkürler.” 

En güncel yorumlar

3 Notes

  1. 5mooooooos bunu oyuncunungunlugu kullanıcısından yeniden blogladı
  2. colourmyfoot bunu oyuncunungunlugu kullanıcısından yeniden blogladı
  3. oyuncunungunlugu bunu gönderdi

Stuff I Like

Submit

Sordukça Sor